29 Haziran 2012 Cuma

Kına Şablonu Sticker

Eline kına yakılmasından benim gibi pek haz etmeyen, zaten o şekilsiz şemalsiz şeyin nesini seviyorlar da süslenmek için yıllarca kullanmışlar diyenlerdenseniz; işte tam yerine geldiniz, bu ürün sizin için ayağınıza kadar getirildi:P

Madem kına yakmadan kına gecesi olmaz bari dedim şekli bir şeye benzesin de oradan yırtayım. Kına şablonunu internette daha önce görmüştüm ama kesin Eminönünde vardır dedim yanılmadım. Hatta 1 TL'ye evet evet yanlış duymadınız 1TL'ye aldım.
.
Şimdi bu şablon sticker şeklinde; açıp elinize yapıştırıyorsunuz. Tabi bu aslında hint kınası şablonu olduğu için maşallah oymuşlar kakmışlar döktürmüşler de ben tabi bunu kesip avucun içindeki büyük çiçeği kullanacağım.



Bu arada kınada benim de bir şeklim olsun diyenler için söyleyeyim; başka desenleri, şekilleri de mevcuttu.


27 Haziran 2012 Çarşamba

Gelin Parası

Bir yaş daha yaşlandıran doğum günümüzü de geri de bıraktığımıza göre yine yine yeniden düğün hazırlıklarına geri dönebiliriz. Böyle biraz ortaya karışık gidiyorum amannn aklıma ne geliyorsa yazıyorum işte:) Mesela aklıma gelin parası hazırladığımız bundan bahsetmediğim geldi.

Şimdi bu gelin parası denen olay ne menem bişeydir derseniz, gelinle damat evden çıkarlarken başlarından atılan küçük paralardır. Küçük küçük kesilen tüllerin içine temsili bir para ve bereket getirmesi için pirinç ile çörek otu konulup bağlanır. Bir de nazar boncuğu ekledik biz.

Benim bundan yaklaşık 20 yıl önce belki de daha uzun bir süre önce kimin düğününden olduğunu hatırlamadığım ama alıp yıllardır sakladığım bir gelin param vardı. Rivayete göre alınıp saklanılırsa saklayan kişiye uğur getireceği, onun da evleneceği söylenir. 
.
Şimdi bu paranın kerameti mi yoksa diyceksiniz ki o kadar yıl kim beklese zaten evlenirdi mi işte onu bilemem biz şimdi haticeye değil neticeye bakalım lütfen. Evleniyor muyum evleniyorum hem daha 30 bile olmadım 28 bitti 29'uma girdim:)))

Bunlar benden sonrakilere uğur getirmesini umduğum gelin paralarım; (fotoğrafta tabi ki hepsi yok sonra aaa bunlar ne cimriymiş azıcık yapmış demeyin yani)



PS: Bu arada şu yandaki sayaca hiç bakmıyorum beni strese sokuyor ya..

25 Haziran 2012 Pazartesi

En Sevdiklerimle Doğum Günüm:)))

Doğum günüm olan cuma günü tek başıma sosyal medyadan gelen doğum günü mesajlarını bir facebooktan bir blogtan şeklinde okurken bir yandan da söyleniyodum:)
"Sanal dünya bu ya yalan dünyaaaaaaaaaaaaaa..." nidalarıyla bir tripten diğerine koşarken bu yıl niye kimse pasta almıyor diye yana yakıla evde volta atarken meğer inceden inceden planlar yapılıyormuş

Cumartesi sabahı mobilya bakmak için dolaşırken beğendiğimiz berjerler için pudra pembesi döşemelik kumaş bulamayınca (ya tamam ölüm kalım meselesi değil ama önemli benim için pudra pembesi kumaş:)))
olay koptu: "Yaaaa ne kumaş var ne de başka birşey hayatımda" diye:)
.
Bu arada sevgilim de yemeğe gidiceğiz akşama bak güzel olacak derken yok akşam değil illa 3'te gidiceğiz diye tutturdu ben de 3'te yemek mi olur akşam gideriz boşver diyorum olmaz gitmemiz lazım rezervasyon yaptırdım Cafe Cadde'de diyor. Meğer en sevdiğim arkadaşlarımla kutlama için plan yapmışlar. Sevgilim bunun için çok uğraşmış:)

Önce Cafe Cadde'de pastamızı yiyip sonra Caddebostan Secret Benzin Station'a geçtik.
Bunlar da bizden birkaç kare fotoğraf:)









Çok seviyorum siziiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii :)))


22 Haziran 2012 Cuma

Bekar Statülü Son DOĞUM GÜNÜM:)


İşte yılın en sevdiğim günü 22 Haziran:) Bu yıl bekar olarak kutlayacağım son doğum günü oluyor kendileri. Bundan sonrakileri artık evli olarak kutlayacağım, kutlayacağız:))).


Eee o zaman iyi ki doğmuşum bennnnnnnn di mi ama;)  
      




19 Haziran 2012 Salı

Gelin Eldiveni ve Penti Gelin Çorabı

Bedenimi 2000lerde yaşatabilirsiniz ama ruhumu aslaaaaa...

Önceki postta da bahsettim ben nostaljik bir gelin de olmalıyım aynı zamanda. Gelin telimiz tamam o zaman sırada ne var eldiven:) Şimdi bu eldiven olayını henüz çözebilmiş değilim vesselam. Nereye sorduysam istediğim gibi bir eldiven yok. Haa bu kadar arıyorum da çok uzun süre mi takıcağım hayırrr, sadece 1-2 kare fotoğrafta kullanıcağım. Düğünde kullanmayı düşünmüyorum ama benim sağım solum belli olmaz napıcağım hiçççççççççççç belli olmaz:)))
.
İstediğim eldiven modeline gelince kısa, dantel bilekte fiyonk ya da fırfır şeklinde detayı olan bir şeyler ama neler bilemiyorum ben de...




Aslında istediğim ilk fotoğraftaki gibi ama tam bilek kısmında da br fiyonk olsun istiyorum çok şey mi istiyorum ya niye yapmıyorlar yaaa... Bunu da kendim yapıcağım o olcak sonunda aaaaaaa ama...

Sonracığıma bir gelin çorabı sorunsalı var ki niye sorunsal onu da anlatayım. Şimdi ben gelin çoraplarımı aldım hazır öyleeee düğün gününü bekliyorlar. Ben hep gelin deyince gelinliğin altında beyaz gelin çorabı hayal etmişimdir ama küçücük bir sorun var ben bir Ağustos gelini olarak o çorap bacağıma kaynayacak biliyorum. Ama ben yılmam varsa bir hayalim inadım inat olacak o. Çöl sıcağı gelse, hava 50 derece olsa yine giyeceğim işte banane banane...:)))) Hatta bu yüzden ayakkabımı pudra pembesi seçtim:)

Pentiden aldığım iki farklı gelin çorabım:


Fiyat: 11.90 tl


Fiyat: 14.90 tl

Bu modelin yanında pembe küçük fiyonklar var, ayakkabılarımla aynı renk. Tabi ne kadar önemli bir ayrıntı ne kadar önemli di mi gelinliğin altında 200 kişi benim çorabımdaki pembe fiyonkları görecek sanki:D Olsun ben biliyorum en azından. Hangisini giyeceğime karar vermedim gerçi henüz...


Küçük bir dip not ekleyeyim: Gelin çorabını beyaz yerine vanilya rengi tercih etmek çok daha şık duruyor. Diğeri daha çok porselen bebeklerin bacağı gibi algılanıyor:)



18 Haziran 2012 Pazartesi

Gelin Telim Olmadan Asla

Telli duvaklı gelin olmak diye bir deyim var madem o zaman hakkını vermek lazım değil mi...

Beni bıraksalar 40lar, 50ler, 60larda yaşardım hatta 20ler, 30lar bile olur. Ama en fazla 70ler olsun nolur ya... Ben sevmiyorum 80ler, 90lar, 2000leri... Ben dünyaya çok geç gelmişim buraya ait değilim geri götürün beniiiiiiiiii :)))
.
Bu kadar geçmişe hayran biri olarak tabi ki düğünde de az da olsa böyle küçük detaylar olsun istedim. Bu detaylardan ilki gelin teli...


Gelin telini piyasada çok araştırıp sormama rağmen bulmanın zor olduğunu anladım. Çünkü gelin teli yerine tel kırma teli satmaya çalışıyorlar ki ikisi birbirine benzer görünse de farklı teller aslında... Aslında bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Google'ın yine bir gün başının etini yerken bir firmanın gelin teli ürettiğini görüp hemen telefona sarıldım. Ama malesef Bayrampaşa'da olduklarını söylediler yıkıldım:P Firma sahibi Mehmet Bey, artık kendimi ne kadar acındırdıysam telefonda:),bana hediye etmek istediklerini söylediler. Ertesi gün kargoyla elimdeydi gelin telim. En çok Mehmet Beyin yaptığı bu güzel jeste mutlu oldum.


Bu arada bir dip not; gelin teli makarayla değil çile ile satılıyor. Almak isteyen olursa aklınızda bulunsun makarayla satılan gelin teli değil...



Ben gelin telini çiçeğimde kullanacağım için bir çile fazlasıyla yetiyor. Gelin teli arayışında olup da bulamayan varsa bana ulaşabilir, yardımcı olabilirim seve seve...

EDİT: Gelin teli satın almak için http://vanilyadizayn.com/


14 Haziran 2012 Perşembe

Gelinliğim Kapak Olduuuuu!!!

Bugün alışveriş için dışarı çıktığımızda dergilerin olduğu reyonun önünden geçerken taaaa uzaklardan derginin kapağında gördüm:) Daha giyip salınmadan amma ünlü olduğum gelinliğim:)) 

Reytingleri yüksek bir dizi de yer aldı önce benim birtanecik güzel gelinliğim. Şimdi de bir dergiye kapak oldu ayrıca 3 farklı tarzla 3 sayfasında yer almış benim seçtiğim taçla birlikte...
.
Şimdi tabi hatun benim kadar iyi taşıyamamış, yani benim kadar hakkını verememiş gelinliğin olsun o da heves etmiş işte napıcaksın:P  


Tabi hangi dergi olduğunu söyleyemem sonra ben daha düğünümde arzı endam eylemeden herkes öğrenir:)))


Buradan sponsorum yüce şahsiyet Sayın Berk Gökden'e teşekkürü bir borç bilirim:)))))


12 Haziran 2012 Salı

Begüm'ün Kınasının Detaylarının Devamı...

Madem kına konusuna girdik oradan devam edelim o zaman. Davetiyeleri yapan ben durur muyum küçük, minik, miniminicik kutularımı da yaptım. Gerçi o kadar küçük değiller ama:)

Şimdi ben bu birçok evlenecek gencecik, tazecik genç kızlarımızın (kendime pay çıkarmak adına bu kadar genç olgusuna vurgu yapıyorum 28 genç sayılır ama ya:)) çoğunun görmüş olabileceği küçük kına kutularından aldım. Bu arada ben evlilik sezonu açılmadan çok önce aldığım için 100 tanesini 5tl'ye aldım:) Aslında aklımda birçok alternatif vardı ama bu kutular çok hoşuma gitti..


Sonra onlara beyaz çiçekler yapıştırdım, bir de ince beyaz kurdeleler bağlayıp üzerlerine küçük birer de uğur böceği kondurdum. 



Bir de "Begüm'ün Kınası" etiketleri yaptım işte benim minik kutularımmmm:)




Bunlarda sepetimiz ve tepsimiz. O gece benden başka bir şeyin kırmızı olmasını istemediğim için hiçbir şeyi kırmızı almadım. Ne kadar egoistim ya:)))




Uğur getirsin bana da herkese de...


6 Haziran 2012 Çarşamba

Begüm'ün Kınası:) Davetiye

Şimdi tabi görmemişin düğünü olmuş tutmuş gözünü çıkarmış. Evlenmesem ben DIY enerjimi nasıl dışarı yansıtacaktım iyi ki evleniyorum işte:) yani sırf bu yüzden başka bir nedeni yok :P
.
Şimdi kına gecesi yapıyoruz ee insanları nasıl davet edeceğiz ona da ayrı davetiye yapalım dedik ama ben tutturdum "ben yaparım ben yaparım" diye. Yakında evi de tutmaya gerek kalmaz diye düşünüyorum onu da "ben yaparım, ben yaparım" diye tuttururum:)))




Öncelikle profil fotoğrafı olarak da kullandığım resmi fon olarak kullanmaya karar verdim. Gerçi bir çok alternatif vardı ama yine döndüm dolaştım onu beğendim.



Sonra buna zarf da lazım onu da yaparım ya nolcak ki dedim mi dedim. 

Hemen en yakın kırtasiyeden fon kartonu alınır, çizilir, kesilir, yapıştırılır. Bir de üzerine fiyonk kondurulup ,rahatça çekip çıkartabilmek için kurdele eklendi mi oldu bileeeeeee...




Yapmak isteyenlere belki küçük bir fikir olur. Benden araklayabilirsiniz yani;)


4 Haziran 2012 Pazartesi

Nostaljik Fincanlar

Benim ailem 1700-1800'lü yıllarda İstanbul'a yerleşmiş, uzun yıllardır Ortaköy'de yaşayan eski istanbullu ailelerdendir. Bu da haliyle kendi geleneklerinin oluşmasına neden oluşmuş yıllar içinde. 

Ben küçükken her ne kadar sonlarına yetişmiş olsam da bu geleneklerden kısmen hatırladıklarım var. Mesela kahve kültürü, likör kültürü gibi...
.
Bayramlarda misafir gelince ikram edilen baklavalar, tatlılar bizde yoktur mesela. Hatta "Ayıp, tatlı verilir mi bayram ziyaretine gelen misafire yemek vermedik ki" derlerdi:) 

Biz de bayramlarda gelen misafire bol köpüklü bir türk kahvesi ve kahvenin yanında Beyoğlu Markiz Pastanesi'nden alınan Markiz çikolatası ikram edilirdi. Bunlarının yanında da ev yapımı likör verilirdi mutlaka. Likör de ailenin zenginliğini gösteren bir unsur olduğu için herkes kendi maddi gücünü yansıtacak meyvenin likörünü ikram ederdi. Mesela vişne kolay bulunabildiği için vişne likörü daha orta halli bir aileyi gösterirken, muz zor bulanan bir meyve olduğu için muz likörü zenginlik göstergesiydi. 

Ben tabi bu kültürün son dönemine ancak yetişebildim. O nedenle benim için bayram demek Türk kahvesi, Markiz çikolatası, likör üçlüsü demektir. 

İşte o kahveler bakır işlemeli fincanlarla servis edilirdi. Geçen gün babam ve annemle gezerken böyle fincanlar görünce o günlerin anısına almak istedik. 





Artık biz de kendi evimizde kahve-çikolata/lokum- likör üçlüsü yapabiliriz.:)))