27 Aralık 2015 Pazar

Yeni Yıl Parti Şapkalarında %50 İNDİRİM Vanilya Dizayn'da

Yılbaşına sayılı günler Vanilya Dizayn'da stokları sadece 1'er adet kalan yeni yıl parti şapkalarımızda %50 indirim yaptık. Geyikli, kardan adamlı, kar taneli, çam ağaçlı, simli sihirbaz şapkası ve stokları sadece 1 adet kalan diğer tüm parti şapkalarımız indirimlidir ;)





Bizim şapkalarımız hazır sizinkiler ne durumda :)
Yeni yıl herkese mutluluk, huzur ve bol eğlence getirsin inşallah :D

Yılbaşı Parti Şapkalarını Satın Almak İçin: https://vanilyadizayn.com/collection/yeni-yil


10 Aralık 2015 Perşembe

Blog Yazmak Hayatımı Değştirdi...

Blog yazmaya her ne kadar Berk'in ısrarıyla başlamış ve devam etmemem de yine onun ısrarları etkili de olsa :) hayatımı değiştirdiği gerçeği yadsınamaz. Öncelikle günlük gibi başlayan blog bana kendi işimi kurma imkanı verdi şimdi de bir güzel ortak :D

Blog yazmaya başladığımda evlilik hazırlıkları yapıyordum haliyle aynı hazırlıkları yapan bloggerlarla daha çok iletişim halindeydim. İşte taaa o zamanlara dayanıyor "Hayatı Süsle" blogunun sahibi Ayça ile tanışmamız. O Ankara'da yaşıyordu, ben İstanbul'da yaşıyordum. Evlenince ben Ankara'ya gittim o İstanbul'a geldi. Bir nevi nüfus dengesi bozulmasın diye yer değiştirdik :D Bir ay ara ile evlendik ilk gelinlikle fotoğraflarımızdan birbirmize mail attık filan. Ayça ile hobi olarak zevklerimiz de aynı olup bir de ben İstanbul'a taşınınca Vanilya Dizayn ile Hayatı Süsle'yi birleştirmek kaçınılmaz oldu :D



Artık sloganımız da "Vanilya Dizayn ile hayatı süsle..."

Vanilya Dizayn'ı da e-ticaret sitesine dönüştürüp konseptte biraz yenilik yaptık. 

Yani diyeceğim odur ki blog  yazmak hayatıma iş ve dostluk açısından çok şey kattı :)

Yenilenmiş Vanilya Dizayn'a göz atmak isterseniz ;) https://vanilyadizayn.com/


26 Ekim 2015 Pazartesi

Evin Renklerini Değiştirmek Lazım Ara Sıra


Evdeki tüm eşyaları ve koltukları beyaz aldığım için genel olarak pişman olacağım konusunda hemfikirdi herkes ama sanırım tek pişman olmadığım şey herşeyi beyaz almak oldu :D Yine eşya alacak olsam beyaz alırım heralde.



Beyaz koltuk ve mobilyalarda perde yastık gibi detayları değiştirerek evi baştan yaratmak mümkün oluyor.



İlk yıl çiçekli desenli yastıklarla seledon yeşili English Home perdemi, sonraki yıl yine çiçek desenli yastıklarla leylak rengi English Home perdelerimi kullandım. 



Bu yıl da sıkılınca öncelikle çiçek desenlerden kurtulmak istedim ve yastıkları turkuaz ve mor seçtim. Perdeleri turkuaz yapınca ortaya bu sonuç çıktı. Salon çok ferah ve huzurlu görünüyor. Bu değişim için Misya Home'u tercih ettim çok çok memnun kaldım. Öncelikle çok ilgililer ayrıca ürünler çok kaliteli geldi ve renkler tam istediğim gibi oldu. 



Artık turkuaz mor olan salonumuzdan bizim küçük tırtıllarla bir kare :D

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Almanya'nın En Romantik Şehriymiş: HEIDELBERG

Eşim işi dolayısıyla 3 ay kadar bir süre için Almanya'ya gelirken ben de takıldım peşine bir süre işi gücü tatil moduna aldım. Onun için bu 3 ay hem iş tatil olacak, benim içinse sadece tatil :D

İlk gün Frankfurt'a indikten sonra akşamüstü için Neckar nehri kenarında bir pikniğe davet edildik. Böyle başladı Heidelberg'le ilk tanışmamız.



Bu arada Heidelberg, Frankfurtun yaklaşık 85 km güneyinde Baden-Württemberg eyaletinde bulunuyor. Açıkçası benim burayı gördükten sonra Almanya hakkındaki tüm görüşlerim değişti. Normal şartlarda olsa hiçbir avrupa gezime dahil etmeyeceğim bir duraktı Almanya. Bence soğuk, kasvetli, sıkıcı, mesafeli bir ülkeydi. Ama buraya geldikten sonra sıcak, güneşli, sempatik insanlarla dolu, güleryüzlü bir yerle karşılaştım. Şimdiye kadar ki kafamdaki tüm Almanya imajını yerle bir etti Almanya'nın güney kesimi. Kuzeyi hala aynı Almanya gibi geliyor henüz, fikrim değişirse onu da yine yazarım :)




Biz Heidelberg yakınında olan Walldorf'ta kalıyoruz. Eşimin işine yakın olduğu için. Zaten SAP şehri diyor insanlar buraya :D



Bu bölgede insanlar çok sıcak davranıyorlar, sürekli muhabbet etmeye çalışan güleryüzlü insanlarla karşılaşıyorum ki tek kelime Almanca bilmediğim, onlar da İngilizceyi az bildiği halde anlaşıyoruz bir şekilde :D :D



Neyse Heidelberg'e gelirsek Neckar nehri kenarına kurulmuş bir şehir. Şehrin kendine ait sıcak sempatik bir havası olduğu kesin.
  



Heidelberg'de Bismarckplatz'a geldiğinizde şehrin ortasında sayılabilirsiniz çünkü birçok yere ulaşabileceğiniz tramwaylar burada olduğu gibi şehrin en önemli caddesi olan Hauptstraße de tam karşısında yer almaktadır. İstiklal caddesinin uzunluğunun aşağı yukarı 1,3 km olduğunu düşünürsek bu cadde 1,8 km uzunluğunda daha uzun bir caddedir. Birçok mağaza, cafe, restaurant bu cadde üzerindedir. Ayrıca cadde Neckar nehrine paralel uzanmakta olduğu için herhangi bir sokağından aşağıya indğinizde Neckar kıyısına varacaksınız.


                                 


Bu caddede yürüyerek yine Marktplatz'e ulaşabilirsiniz. Bu meydandaki masalardan birine oturup Almanya'nın buğday biralarından birini deneyebilirsiniz. Tabi ben buğday birasını daha çok sevdiğim için böyle dedim ama siz istediğinizi seçebilirsiniz.


Heidelberg'de Hauptstraße'de dolaşmak dışında yapılması gerekenler Neckar kenarında çimlerde oturup muhteşem güzellikteki mimariyi ve doğayı seyretmek. Neckar üzerindeki eski köprüye gitmek, Heidelberg kalesine çıkmak. kale bahçesindeki çimlerde yayılmak olmalıdır. 


Neckar nehri üzerine eğer kendinize güveniyorsanız kano vs gibi aktiviteleri deneyebilirsiniz.





Biz ilkbahar dönemi geldiğimiz için hava oldukça güzel sürekli güneşli hatta sıcaklıkların 31 dereceye çıktığı bunaldığımız günlerde oldu.




Heidelberg kalesi ve kaleden görünen Heidelberg manzarası da bir sonraki postta olsun ;)





15 Nisan 2015 Çarşamba

Taşınma için Nakliyat Firması Arayanlara Öneri


Taşınmanın en zor kısımlarından biri ev bulmak ve nakliyat firması bulmak sanırım. Hele bunu farklı şehirler arasında yapıyorsanız.

Neyse ki biz şimdiki evimizi ev bakmaya başladığımız ikinci gün bulduk. Gerçi Ankara'daki evimizi ilk gün hemen bulmuştuk, performansımız düşüyor mu ne :P


Sonraki zorlu aşama olan nakliye firması için baya bir araştırdık ama sonuç olarak hiç birine güvenemeyeceğimize karar verip. İstanbul'a, yaklaşık 25 yıldır tanıdığımız, birçok kez memnun şekilde taşındığımız firma ile görüşmeye geldim. Aslında ilk başlarda Ankara'da bir firma aramıştık ama olmadı.


Biz bu taşınmadan da çok çok memnun kaldık, Evinizin metrekaresi ya da oda sayısına göre uygun boyutta bir araç gönderiyorlar. Her oda sayısı için farklı tipte araçları var. 

Bizim için araç perşembe gecesi İstanbul'dan yola çıktı, cuma sabahı 8'de eşyaları toplamak için Ankara'daki evdeydiler. Saat 16 gibi eşyaların toplanması bitti ve İstanbula'a yola çıktılar. Gece İstanbula'a gelip kendi garajlarında eşyalarla birlikte araç bekledi (bu arada İstanbul Avrupa yakası, Anadalou yakası, Ankara vs gibi birçok yerde garajları var. Şehirler arası taşınmalarda bir gece bu garajlarda eşyayı bekletiyorlar.) Sonrasında cumartesi sabahı İstanbul'daki eve eşyaları yerleştirmek için getirdiler ve 13 gibi de herşey bitmişti. Gelen ekibi ve aracı yaklaşık olarak 3 gün boyunca bizim için ayırmış oldular.



Gelelim verdikleri hizmetlere; Siz sadece buzdolabının içini boşaltıyorsunuz, kendize ait çok kişisel olduğunuzu düşündüğünüz eşyalarınızı yanınıza alıyorsunuz, geri kalan herşeyi olduğu gibi bırakıyorsunuz. evdeki bütün herşeyi onlar topluyorlar. Tek tek tabak bardağınızı sarıyorlar, paketliyor ve ben sürekli kargo yaptığım için ambalajlama konusunda uzmanlaştım sansam da onlar kadar iyi yapmam mümkün değilmiş görünce anladım.

Kullandıkları her ambalaj kağıdını ya da kutuyu ilk kez sizin için kullanıyorlar. Sarmadıkları paketlemedikleri hiç birşey kalmıyor. Hatta ben koltuk hangisi dolap hangisi ayırt edememiştim eşyalar paketlendikten sonra, tek bir eşya bile açık olarak taşınmıyor kesinlikle.

Gardorbunuzdaki kıyafetlerinizi de topluyorlar. Bunun için özel çelik kasayı andıran kilitli metal (sac artık hangi materyal ise :D ) dolapları var onları getirip onların içine asarak taşıyorlar.

Sonrasında kıyafetleriniz yine gittiğiniz evde gardroba asılıyor. Herşeyin yeri belli ise aynı şekilde herşeyi yerleştirip bırakıyorlar. Ben yeni evde neyi nereye koyacağıma karar vermediğim tabak, bardağı yerleştirtmedim ama genel olarak birçok şeyi yeniden yerleştirip bıraktılar.

Ayrıca sadece eşyayı taşımıyorlar eve uygun şekilde yerleştirmek için marangozluk vs hizmeti de veriyorlar. Mesala bizim gardrop yatak odasında koymayı plandığımızı yere sığmakta zorlandı, gardropta bazı değişiklikler yaptılar, şimdi gömme dolap gibi oldu, düşündüğümüzden daha iyi oldu hatta bu haliyle :D

Ayrıca buzdolabının üzerindeki çıkıntı kısım da mutfakta yerine girerken sorun çıkardı, onu da çözdüler :D

Sadece elektrik ile ilgili hizmet vermiyorlar, o nedenle biz bir elektrikçi çağırıp avizeleri taktırdık.

Hiç bir eşyamıza zarar gelmediği gibi çok daha az yorularak taşınmış olduk. Çok da memnun kaldık.



Nakliyat firmamız BEKTAŞ NAKLİYAT'tı. Firmanın yeri Taksim Gezi Parkı'ndaki Divan Otel'in karşı caddesindedir.



Aklımız kalmadan, içimiz rahat bir şekilde taşınabileceğimiz, güvenebileceğimiz bir firma arıyoruz diyorsanız kesinle tavsiye ederim.






13 Nisan 2015 Pazartesi

Blogum 3 yaşında olmuş fark etmemişim :D


Az önce postu yayınlarken tesadüfen tarihe bakınca fark ettim. Blogum bugün 3 yaşında olmuş. İyi ki doğdun o zaman bloggggg :D Bana bir sürü güzellik ve bir sürü arkadaş getirdin :D



Yeniden İstanbul'a Dönüş :) ve Hoşçakal Ankara :(


Bizim için iki şehrin hikayesi hiç bitmeyecek anladım. İstanbul'dan ayrılıp Ankara'ya yerleşmemizin üzerinden 2,5 yıl geçtikten sonra tekrar İstanbul'a taşındık. 

Görsel alıntıdır.


Ankara'ya giderken İstanbul'dan ayrılacağım için içimde sürekli bir hüzün vardı. Gitmeden önceki son birkaç hafta her girdiğim mağazaya her gittiğim mekana veda etmiştim :D Sanki sürekli İstanbul'a gelmeyecekmişim gibi. Yani tabi ki sonuçta birkaç günlüğüne gelsem de yaşamak gibi olmayacaktı sonuçta. Neyse ki bu hüznü bir kenara bırakmamı sağlayan önümüzde yakalaşmakta olan bir düğün ve düğün heyecanı olmasıydı. 

Yeni bir hayat, ilk defa kendine ait bir evinin olması filan derken, tüm bunlara yeni bir şehri keşfetmenin heyecanı da eklenince başlarda eğlenceli gibi gelmişti. 

Tabi herşey; tüm bunlar bitip, o şehirde yalnız kalıp, tek başına olduğuna anlayana kadardı. Ankara'ya ilk taşındığımızda Ankara'da tek tanıdığım Berk ve Berk'in anne ve babasıydı. Berk'in ailesine de çok yakın oturmadığımız hatta ilk zamanlar onların evine nasıl gidildiğini bile bilmediğim için Berk yanımda olmayınca yapacak hiç birşey yoktu. Evet itiraf ediyorum ilk birkaç ay kimse görmediği zamanlar da ağladığım oluyordu.

Bir de sürekli herkesin çok yardımcı olan!!! "Sen Ankara'da ne yapacaksın? alışabilecek misin? İstanbul'dan sonra yaşayamazsın zor olacak" söylemleri sağolsun hayatımı daha da kolaylaştırdı.

Sonra zamanla yeni arkadaşlar, dostlar derken nasıl oldu anlamadım ama bir baktım alışmayı geçtim Ankara'yı sevmişim bile.

Berk iş için İstanbul'a taşınalım dediğinde herkesin tahmininin aksine "Ankara'da mı kalsak" diye direnen ben oldum azıcık :D

İstanbul'u çok seviyorum, doğduğum büyüdüğüm şehir, memleketim ama Ankara'yı da çok özlüyorum.


Tekrar hoşçakal Ankara, görüşürüz yine nasıl olsa... :(
Arkadaşlarıma da iyi bak, hatta onları da buraya yollabilirsen çok makbule geçer :D